Kafamın güzel olduğu o acayip saatte mutluydum
Ama şimdi berbat bir haldeyim
Bir iş arıyordum, sonra bir iş buldum
Ve şimdi berbat bir haldeyim
Kendi hayatımda
değerli zamanımı neden ayırıyorum ki
ölü ya da diri olduğumu umursamayan insanlara?
İki sevgili geçti yanımdan sarmaş dolaş
Ve şimdi berbat bir haldeyim
Şu kızın bana söylediğine bak akşam akşam
Caligula’nın bile yüzü kızarırdı valla
“Bu evde gereğinden fazla kaldın” dedi
Oradan nasıl kaçacağımı şaşırdım haliyle
Kendi hayatımda
neden yüzlerine gülüyorum ki
aslında suratlarının ortasına tekmeyi basmayı tercih ettiğim insanların?
Adam yaşama sevinci içinde
Masaya anahtarlarını koydu
Bakır kaseye çiçekleri koydu
Sütünü yumurtasını koydu
Pencereden gelen ışığı koydu
Bisiklet sesini çıkrık sesini
Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu
Adam masaya
Aklında olup bitenleri koydu
Ne yapmak istiyordu hayatta
İşte onu koydu
Kimi seviyordu kimi sevmiyordu
Adam masaya onları da koydu
Üç kere üç dokuz ederdi
Adam koydu masaya dokuzu
Pencere yanındaydı gökyüzü yanında
Uzandı masaya sonsuzu koydu
Bir bira içmek istiyordu kaç gündür
Masaya biranın dökülüşünü koydu
Uykusunu koydu uyanıklığını koydu
Tokluğunu açlığını koydu.
Masa da masaymış ha
Bana mısın demedi bu kadar yüke
Bir iki sallandı durdu
Adam ha babam koyuyordu.
Karşımıza erken çıkmış insanları yolun dışına sürerken; bir gün geri dönüp, onları deliler gibi arayacağımızı hiç hesaba katıyor muyuz?
Hayat her zaman cömert davranmaz bize.
Tersine, çoğu kez zalimdir.
Her zaman aynı fırsatları sunmaz.
Toyluk zamanlarını ödetir.
Hoyratça kullandığımız arkadaşlıkların, eskitmeden yıprattığımız dostlukların, savurganca harcadığımız aşkların hazin hatırasıyla yapayalnız kalırız bir gün..
Ve bir akşam üstü yanımızda kimsecikler olmaz; ya da olması gerekenler yanımızdakiler değildir..
ben seni severim aslında da düzenim bozulur diye korkuyorum
durduk yere başımıza saçma sapan bir aşk çıkar
sinemaya gitmeye ele ele tutuşmaya falan kalkarız
işin yoksa çiçek al, saç tara, parfüm sık.
küsmesi, barışması, ayılması, bayılması
hatta eninde sonunda kaçınılmaz ayrılması
meyhanede tanıdığım gerzek bir filozof vardı!
güzel kadınlar insanın ömrünü uzatır derdi.
bir sürü güzel kadın girdi hayatıma
hepsi ağzıma sıçtı..
[…]
”ayakkabılarını kapımın önünde görmeyi istiyorum
evet demelisin bu arzuma
ayakkabıların yeni ve güzel olmayabilir sorun değil takma kafana
pahalı da olmasın şu babetler var ya onlardan bile olsa razıyım
misafir olursun karanlık akşamlarıma
arkadaş olursun delik deşik yalnızlığıma
kimbilir belki de yama
olur musun?
olursun olursun istersen dünyam olursun
o güzel ellerinle yemekler yaparsın
yok, vazgeçtim otur sen yorulma
patates kızartırım sana yanında da salata
duyuyor musun kokusunu
beni hiç anlamadın kuzum
patatesin değil mutluluğun
gülme şiir değil bu
olsa olsa en fazla şiyirdir
ne diyordum?
ayakkabılarını kapımın önünde görmeyi istiyorum
desinler ki misafiri var bu adamın
desinler ki aylardır aynı ayakkabı
belli ki bu misafir kalıcı
kahkahaların boş duvarlarda yankılanmalı
bırak açık kalsın pencere gizlim saklım yok benim
sokağımızdan geçen herkes duymalı
mutluluk güzel şey paylaşılmalı
ayakkabılarını kapımın önünde görmeyi istiyorum
bıktım artık kapıyı anahtarla açmaktan
bir çift ayakkabı yalnızlığından
zile basmak istiyorum
kim o? diye sorunca sen
hayatın demek istiyorum
kabul et artık çok şey istemiyorum.”
[…]
Düşündüklerimizi söylemek için hep sarhoş numarası yapmak zorunda mı kalacağız? Küçük bir gülücüğü doyasıya yaşamak için deli ya da gizemli rolü üstlenmek zorunda mıyız?
“
| — |
Günlük Müstehcen Sırlar
|
sen say ki
yerin dibine geçti geçmeyesi sevdam
ve ben seni sevdiğim zaman
bu şehre yağmurlar yağdı
yani ben seni sevdiğim zaman
ayrılık kurşun kadar ağır
gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın
yine de bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet
beni affet
kaybetmek için erken, sevmek için çok geç
Gitme demiyorum, hobi olarak gene git
Biraz dolaş, hava al, hava ver, ekonomiye can ver
Köpeğini gezdir mesela, parklar hepimizin
Elimde senedin var sen kaybedersin
Kutuna gidebilirsin yahut sinemaya
Hava güzel olacakmış yarın şemsiyeni alma
Sen yokken ben biraz uyurum, elma soyarım
Çıkmışken ceketimi de terziye verirsin
Gitme demiyorum, hobi olarak gene git
Saçlarını boyat, ne bileyim balyaj yaptır
Sahafları dolaş mesela, ucuz oluyormuş
Elimde elinin izi var, yıkarım görürsün bak
Suyuma gidebilirsin yahut yoğurt almaya
Hava sıcak olacakmış yarın öğlene kalma
Sen yokken ben biraz özlerim, çekirdek yerim
Çıkmışken raketimi de servise verirsin
Gitme demiyorum sevgilim, hobi olarak gene git
Hatta Ayı Yogi olarak git, KOBi olarak git mesela, kredi al
Yüzde on büyü, değişiklik olsun
Gitme yani
Bak, hobi lazımsa ben olurum hobi
Ben seni düşünüyorum seni
Hani tıpkı o ilk günlerdeki gibi
Kalbim diyorum kalbim
Daha dün tezgâhtan çıkmış bir su sayacı gibi
Aşkı anılar besliyor düşler kadar
Bu yüzden diyorum ki aşk eskidikçe aşktır
Sevgi eskidikçe sevgi.